İSMAİL BAYRAK
İyi bir vatandaşlık sosyal sorunlara karşı harekete geçmektir.



Beynim ister istemez hedoni (haz) arayışına giriyor. Bunca öfke dolu, kırgınlıklarla yoğrulmuş hayatların içinde, sağ ve sol lobumun bir yerlerindeki dopamin ve endorfin seviyemle eşdeğer oluveriyorum.

Ağlamam üzerine gerçeklerim var; limbik sistemimde neler olduğu, nörotransmitlerimin nasıl akışkanlaştığı, bir takım biomodülatörlerimin hareketlerini, lakrimal benziminden gözyaşı kanallarıma sıvının sıcacık aktığını oturup anlatırdım. Gerçekçi de olurdu bu anlatacaklarım. Ağlamam, böyle biyolojik nedenlerle değildir. İnsanlığımın en büyük hatası belki bu yaptığım; kendimi sadece beden olarak görmem. Duygusal patlamalarımın hepsinde biyolojik nedenlerim elbette var.

 

Beynim ister istemez hedoni (haz) arayışına giriyor. Bunca öfke dolu, kırgınlıklarla yoğrulmuş hayatların içinde, sağ ve sol lobumun bir yerlerindeki dopamin ve endorfin seviyemle eşdeğer oluveriyorum.

 

Neofobik (korku) durumları çok iç karartıcıdır.

 

Amigdalanız (sürüngen beyni) ne yöne istiyorsa o yöne doğru koşarsınız. Çölde gezerken aslan size saldırsa korkarsınız, strese girersiniz, bu korku ve stres, aşık olduğunuzda amigdalanızın aktif olmasına eşdeğer bir korkudur. Yani ha aşıksınızdır ha çölde bir aslanın pençesine düşmenize ramak kalmıştır, ikisi de aynı şiddettedir. Neofobik durumlarını baskılayamayan insanlar, amigdalarından gelen stresasetör ile mücadeleye giriyor. Ne zaman sevdiğini söylemeye kalksa, amigdalayı baskılayamadığı için sevdiğini söyleyemiyor. Kısacası sevdiği aslan, kendisi de çaresiz stresle, sürüngen beyninin çözümleri ile başbaşa kalmak zorunda kalıyor.

 

Aşk haz almak değildir. Aşk libidodur (!).

 

Aşkın içinde ağrı ve stres vardır. Aşk insanının konforunun bozulmasıdır. Dünyanın en konfor bozan şeylerinden biri de, bir anlamda birilerini sevmemizdir. Anne doğum sonrası mutlu olur ama bir süre sonra konforu bozulur, artık bir ölümlüye sahiptir ve kaybedecek bir şeyi vardır. İçinde kaybetme korku yoksa, o şeye kesinlikle aşk denilmez.

 

Aşk, kayıp duygularınız ile yan yana gider.

 

Ölüm de budur. Ölümde kaybedilen şeylerdir aşk. Ölümlüdür aşık olan. "Hayat; başka bir olasılığın olduğu bir durum iken, ölüm ise, bir başka olasılığın olmadığı durumdur." Aşığım beni, eğer başka olasılıklar arasından seçtiyse, hem beni kaybetmekten korkup, hem de gitme özgürlüğünü elinde bulunduruyor ise orada "canlı bir kayıp korkusu" olur. Her iki tarafın da "başka olasılıklardan seni seçtim duygusuna" sahip olması gerekiyor. Bir taraf eksik ise, aşk orada köreliyordur.

 

"Gidemem" dediğin an, "olasılıksızlıkların" başladığı andır.

 

Ona olan hayranlığını nasıl edindin? Afişteki kızlara benzediği için hayran olduysan merak etme, o afişteki kızlar belli zamanlarda güncelleniyor. Karşı tarafta hayranlık gördüğün aşığına kendinden birşeyler katıyorsan, ne aşkın biter ne de hayranlığın.

 

Aşk ve hayranlık yoksunluktur.

 

Afiştekilerden biri isen her zaman suçlu sen olacaksındır. Sana olan hayranlıkların bittiği yer, başka hayranların o afişlerde boy gösterdiği zamanlardır. Suçlu sensindir. Kendini güncelleyemediğin her durum için, başkaları içinden seni seçme olasılığın unutulur. Afişlerden inersin.

 

Aşk, ölümün eşiğinde sevdiğini sana hatırlatandır.

 

Mezarlıkların yanından geçerken öleceğini hatırlarsın ve de sana olan aşkının öleceğini. Sen öldüğünü hatırlarken, aşkına bunu yapamıyor, onun da ölebilecek olduğunu hatırlıyamıyorsan bitmiştir. Hatta hiç başlamamıştır.

 

Aşk başlar mı biter mi? Diye sorulmaz.

 

O aşkın başladığı dönem güncel hayranlık ise; aşkın biter elbette; "o afişler güncellendiği zaman"...

 

/Sana Anlatamadığım Şeyler Var / S.155 İsmail Bayrak