İnan; umurumda olmayan, önemsemediğim, hatta canımı sıkan onca şeyin içinde ayakta durabiliyorsam, mutluluk çıtamın çok aşağıda olmasındadır. Öyle fazla şatafatlı hayatım olmadığı gibi, burnu kaf dağında gezinmeyen arkadaşlarım olduğu için sakinim.

Bak şimdi, ne diyeceğim...

İnan; umurumda olmayan, önemsemediğim, hatta canımı sıkan onca şeyin içinde ayakta durabiliyorsam, mutluluk çıtamın çok aşağıda olmasındadır. Öyle fazla şatafatlı hayatım olmadığı gibi, burnu kaf dağında gezinmeyen arkadaşlarım olduğu için sakinim.

Para ve makam peşinde koşan insanlarla bir araya gelemiyorum, arkadaşlık yapamıyorum, bakıyorum bir süre sonra birbirimizden uzaklaşıyoruz.

Ben herkesle arkadaşlık yapamıyorum. Onların beni anlamasını beklemiyorum da. Benim arkadaşlarım benim omuzlarıma taşıyamayacağım yük yüklemiyor. Huzurumu bozmak için dedikodumu yapmıyor. Sevmek konusu kişiye özel ama benim arkadaşlarım bana saygıda kusur etmiyor.

Her geçen gün daha fazla güzel insan tanıyorum.

Dönüp geriye baktığımda çocukluğumda beraber çamurlarda oynadığımız arkadaşlarımın çoğu ile hala görüşüyorum ve en çok da o çocukluğumu özlüyorum.

Arkadaşlık; siyaset, ticaret, çıkar ilişkisi, ekonomi, ortaklık tabanlı oldukça o güzel kelimenin içi de boşalıyor.

"Bir şeyi ne kadar iyi yaptığını düşünürsen o kadar içi boşalıyor" diye düşünen, bunu bana telkinlemeye çalışan insanlar bile tanıdım bu dönemlerde.

Kabul ettirmek senin, kabul ettirmeye çalıştıkça "mekandan uzaklaşmak" da benim hakkım.

Bu durumda birlikteliğiniz "ortak paydada iş yapmak" olur ama hiç bir zaman buna "arkadaşlık" diyemezsin.

Canlılık, var olmakla adını tamamlamış olsa da; canlılık aynı zamanda diğer canlılarla bütün olabilme halidir.

Ben, her ruh halimle beni kabul eden insanları sevdim ki; ben, her haliyle sevdiğim insanlarla beraber olduğum için..